Tiyatro Şenay’dan Yepyeni Bir Oyun “Patron”

Onlarca oyun izlediğim halde, tanımadığım birçok tiyatro topluluğu var. Bunlardan birisi de “Tiyatro Şenay”.

Tiyatro Şenay ile yeni oyunları Patron sayesinde tanıştım.

Tiyatro Şenay’ın yeni oyunu Kara komedi bir mafya hikâyesi olan “Patron”un prömiyeri 28 Şubat Salı akşamı Gayrettepe KATS Sahne’de gerçekleştirildi.

Jason Milligan’ın yazdığı, Türkçe çevirisini Cemal Hünal’ın yaptığı “Patron”un yönetmenliğini de Cemal Hünal üstleniyor. Bir yol macerası olan kara komedi “Patron” oyununda; çocukluk arkadaşı iki kafadar Sadık ve Okan, Patron adını verdikleri bir mafya lideri için çalışmaktadırlar. Patron’un ölüm talimatı verdiği birini öldürürler, fakat yanlış kişiyi öldürdüklerini fark ederler. Patron’un gazabından çok korkan iki kafadar, Patron’a gidip durumu kendi ağızlarından anlatmak isterler.

Tiyatro oyunundan çok sinema senaryosu esintileri taşıyan metinde, yok etmenin sıradanlığını iktidar hırsı ile birlikte ele alıyor. Oyunun yönetmenliğini de üstlenen Cemal Hünal, oyunu beden oyunculuğu üzerinden çözümlemeyi tercih etmiş. Yabancı bir metin olmasına karşın, olayı Türkiye’de geçirmiş. Ben bu tercihi beğendim. Bu sayede oyuncunun tavrı Türkleşiyor. Çeviri ve iki kişilik oyunlarda, diyelim ki oyun Amerika’da geçiyor; oyuncularda Amerikalı tavrı göreceğimize Türk tavrını görüyoruz. Bu durumda oyun etkisini kaybediyor. Olay, yer, zaman ve karakter yabancı; tavır bizden olunca ilginç bir hal alıyor. Yönetmen Cemal Hünal “Patron” oyununda sorunu çok güzel bir yöntemle çözmüş.

Olaydan daha ziyade anlatı metni olduğu için doğal olarak, dekor, ışık, kostüm ve müzik oyuna katkı sağlamıyor. Atmosfer sağlamayan dekor, oyunun sürekliliğini sağlıyor. Bu tür oyunlarda, başarı tamamen oyuncunun performansına kalıyor. Yönetmen Cemal Hünal da performans oyunculuğunu tercih etmiş. Ben tercihini beğendim. Oyunun çatışmasını sadece metinden almıyoruz. Dışavurumcu oyunculuğunun karşısında, minimal oyunculuğun çatışmasını da izliyoruz. Bu durum oyunun ritmini ve dengesini güçlendiriyor. Sadık rolünde Cemal Hünal’ı görmekteyiz. Okan rolüne göre, daha sakin ve dikkatli, yaptığı işten memnun olmayan durumu var. Doğal ve minimal oyunculuk arasında izliyoruz. İçsel çatışması, oyun boyunca güçlenerek katmanlı çatışmaya dönüşüyor. Böylelikle oyunun izlenme ilgisini güçlendiriyor.

Okan rolünde de Onur Şenay’ı izliyoruz. Onur Şenay, dışavurumcu oyunculuğu ile oyunun komedi yapısını güçlendiriyor. Hatta oyun kapalı biçim olmasına karşın, bir ara dördüncü duvarı yıkarak, izleyiciyle bağlantı kuruyor. Tavırları, yaşama bakışı ve zekâ yapısının kıtlığını rolüne çok iyi giydirmiş. Ben her iki oyuncunun performansını da beğendim. Konu bizim kültürden farklı olmasına karşın, bize adapte etmeyi başarmışlar. İçsel çatışma ile birlikte, alt metni insana dokunuyor. İlla seri katil olmak zorunda değiliz. Kendi menfaatlerimiz için etrafımızdaki insanları öldürmesek de zarar veriyoruz. Bu zarar vermenin bedelini yine bizzat biz ödüyoruz. “Tiyatro Şenay” sezona oldukça keyifli ve farklı bir oyunla merhaba dedi. Sezon ortasında prömiyer yapmalarına karşın, oyunun dikkat çekip seyirciden alkış alacağını düşünüyorum. Kats Sahne de gayet şirin bir yer. Farklı sanat etkinlikleri için oldukça uygun. İlk defa oyun izlememe karşın sevdim. Bir anda insanı sanatsal duruşuyla kucaklıyor.

İyi seyirler…