4. MURAT

BOZKURT KURUÇ ve A.TURAN OFLAZOĞLU İMZALI ‘ IV.MURAT’ BAŞKENT ANKARA’NIN SANAT GÜNDEMİNE HIZLA YERLEŞTİ’                                                                                      

Başkent Ankara seyircisi ,iki usta’nın imzasını taşıyan bu tarihi oyunla Büyük Tiyatro’nun muhteşem atmosferinde çok başarılı oyuncu kadrosunu da alkışlamanın mutluluğunu sezon bitmeden yaşamıştır.’

Tarihi oyunlar üzerine yaptığım akademik çalışma ve projeler…

A.Turan Oflazoğlu’nun Osmanlı İmparatorluğu içinde saray oyunlarını kendi tarzında değerlendirdiği tarihi oyunlar yapısında ‘IV.MURAT’ oyunu en az Kösem Sultan kadar bizleri heyecanlandırmıştır.Akademik hayatım boyunca aralıksız büyük bir ilgi ile verdiğim ve vermeye devam ettiğim Türk Tiyatro Tarihi dersleri çalıştığım onca alan derslerinden de hep öncelikli olmuştur. Tarih ve Tiyatro başlığı altında tarihin tiyatro’nun amacına yanıltıcı olmadan nasıl anlamlı bir anlatım aracı olabileceğini yine büyük bir anlatım duyarlığıyla öğrencilerimle olduğu kadar çeşitli seminer ve panellerde de katılımcılarla paylaşma şansım olmuştur.

Türk Tiyatrosu ve Tarihi Oyunlar üzerine de yurt içi(Ankara, İstanbul ,Zonguldak) ve yurt dışı (Balkan ülkeleri Selanik, Üsküp ile K.K.T.C Yakın Doğu Üniversitesi- Lefkoşa ve O.D.T.Ü -Lefke kampüsleri) projelerim 2007-2010 yıllarını kapsamıştır.Yüksek lisans tez danışmanlığını yaptığım Gökhan Seyhan ile de ‘’A.Turan Oflazoğlu Oyunlarında IV.Murat,Deli İbrahim,Kösem Sultan Karakterlerinin Birbirleri Arasındaki İktidar Savaşları’’başlığını taşıyan tez çalışması da bu ilgimin bir diğer başarılı belgesi olarak tamamlanmıştır.

Waşington dönüşü bir ödül töreni ve IV.Murat ile buluşma!

Ankaralı olmak , Ankara’yı yaşamak , sevmek çokça şeyleri orada edinmek ve de tiyatro oyunculuğunun en güzel sanat mektebi olan Ankara Devlet Konservatuarında öğretim üyeliği, bölüm başkanlığına ait yıllarınızın tamamına , başarılı onca sanatçının öğretim üyesi olarak gururunu üzerinizde taşımanın güzelliği ile Başkent Ankara benim için hep özel olmuş ve öyle kalacağı da ayrıldığım üç sene öncesinde kesinlik kazanmıştır.

Sömestr tatilimi her yıl olduğu gibi Amerika da oğlumun evi ya da evimizde geçirdikten sonra STK’ da aralıksız başarılı çalışmanın emek ,sabır ve yönetim kurulu üyelik esası baz alınarak layık görülen ‘Altın Fiyonk Madalya ‘ödül töreni nedeni ile Başkent’e dönüş tarihi bizleri IV.Murat’la da buluşturmuştur.

Prof. Bozkurt Kuruç ile karşılaşmak en büyük şans olmuştur.

Prof.Bozkurt Kuruç ile güzel  tesadüfler 1983-84’ lü akademik yıllar da yine Konservatuar çatısı altında bizleri buluşturması gerçekten büyük şans olmuştur. Kuruç’un Genel müdürlük ve Konservatuar da kesintisiz çalışma yılları ile Tiyatro Anasanat Dalı çalışma kapsamında yapılan projelerde ;Ustalar ve Bozkurt Kuruç Büst Töreni ,Bozkurt Kuruç 50.yıl kutlama Töreni ile Bozkurt Kuruç yurtiçi ,yurt dışı projelerinde birlikte olmak gerçekten büyük deneyim mutluluğunu bizlere kazandırmıştır.Bozkurt Kuruç rejilerinin de çoğunu tıpkı bugün olduğu gibi yazmak ve Kuruç tarafından bu yazıların beğenilme ayrıcalığı da daima bizlere güç vermiştir .

Bozkurt Kuruç’la çalışmak hiçbir zaman kolay olmamış , Usta’nın çalışma zamanlarında ulaştığı keyifli anlar ise süre bakımından zoru hep geride bıraktığı için zor olanın usta’ya özgü özellik olarak değerlendirildiği için hep özel konumunu da bu anlamda korumaya devam etmiştir.

A.Turan Oflazoğlu ile yakın dost olan Bozkurt Kuruç sayesinde tanışma!

2007-2010 Yılları A.Turan Oflazoğlu ile KKTC Yakın Doğu Üniversitesinde Prof.Bozkurt Kuruç sayesinde tanımış ,iki ustanın’ Türk Tiyatrosun da Tarihi Oyunlar’ başlıklı panelin de hem panel yöneticisi hem de panelist olmanın gururunu özenle yaşamış,belirtilen yıllar için de ‘Kartal Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi ‘açılış töreni program yapısı içinde düzenlenen panelde de iki usta ile yeniden sohbet etmek fırsatını da en iyi şekilde değerlendirme gayretimiz de aralıksız devam etmiştir.

Paylaşmaya çalıştığımız bu satırlar ‘ da‘IV.Murat ‘için yolunu özlediğimiz Büyük Tiyatro atmosferini yeniden solumak üzere bizi Ankara’ya çekmesi sanırım yeterince açıklayıcı olmuştur.

Büyük Tiyatro ,Ustalar ve ‘ IV . MURAT’ heyecanı!

Başkent Ankara Büyük Tiyatro da tiyatro sanatın da olduğu gibi diğer sanatlarda da yaşamdan, evrensel olandan kaçmanın mümkün olmadığı gibi başarının da bu gizemli ama gerçek olanda saklı olduğu gerçeğini erken geldiğimiz ve perde açılmadan önce oturduğumuz koltukta ki düşünceler zincirinde birden oluştuğu görülmüştür.

O halde ! Shakespeare neden evrenseldir? İnsanları, yaşam başlığı altında değerlendirecek olursak sürekli güçlüklerle olan kavgamızda bir hesaplaşma durumu önümüze her zaman   çıkmış, güçlükleri yenmek ,engelleri yok etmek adına da insanları gene kendi türünün örneğiyle eğitecek kişiye yani yaratılan kahramana insanoğlu’nun daima ihtiyaç duyduğu anlaşıimıştır..Perdenin karşı kıyısında genellikle yer alan biz seyirciler için de bir gün boyunca kaç kişi ile içimizin sahnesinde zorlu anlar ,güç mücadelesi yaşadığımız fark edilmiş ve asla unutulmamıştır.Güçlükleri yenerken ya da düşerken tıpkı bir tragedya kahramanı gibi bizler de ışığı üstümüze almış, sahne de ise bu ışık farklı olarak kahramanı üstün boyutlarda donatmış, kahramanın gidişi bir gelişin haberciliğine soyunmuş ,  eylemin de hep eşlikçisi durumu kendiliğinden varolmuştur.

Yine bir üst paragrafa dönecek olursak A.Turan Oflazoğlu da bu evrensel sevda da IV .Murat’la bizi yıllar önce tanıştırmış ,yıllar sonra bu tarihsel sevdası   daha da güçlenerek bizi yeniden hiç eskimeyen,yıpranmayan ,tozlanmayan kucaklamasını tüm gücüyle  bizimle ve tarihimizle yapabilmiştir.

Shakespeare ve Oflazoğlu insanlar için yaşamak ,sürekli olarak güçlüklerle, boğuşmak güncelliğini yitirmeden çetin durumlarla hesaplaşmak insanın güç ve iktidar kavgasına ortak olmak hem de kendi tarihlerinde, kendi anlayışlarında ,kendi örneklerinde görüldüğü üzere evrensel olmak topluca onaylanıp desteklendikçe de taşıyanı hem güçlü kılmış hem de büyütmüştür.

 Perde ! ve IV.Murat

Evrensel olmak ! Böyle bir güç diye düşünürken, yeniçeri ve sipahilerin dumanları geride bırakarak seyircinin tam göz hizasını nişan alırcasına sahneye Can Attila müzik çalışması eşliğinde muhteşem gelişleri seyirciyi hızla oyunun içine hatta fark bile etmeden almıştır.

Bu başlangıç iktidar her kişinin üstesinden gelebileceği bir makam değildir. İktidara gelmek kadar , kalmak ya da hakkını vermek bazı üstün meziyetleri gerektirdiği gibi zaaflarında ötelenmesini gerektirir düşüncesine bizleri taşıması ,oyunun başlangıcında gelişen etki nedeni ile pek de şaşırtıcı olmamıştır.

Osmanlı Saray hayatı entrikalar,suikastlar,ayaklanmalar,uzlaşımcılıktan uzak padişahların zorlu sınav yeri olduğunu düşündüren sahneler oyunda olduğu gibi zihinlerden de akmaya başlamıştır.

İşte IV. Murat ! İyiliğin ve doğruluğun özü , kişinin içinde olsa da yürüdüğü zorunlu ve zor yolda sıkıntıların oluşturduğu olumsuzlukların etkisi o karanlık dehlizlerin arasında kalan kişiye amacını unutturmayı daima yeğlememişmidir?

Gücü kaderi olarak taşımış olan oğul-padişah IV. Murat,olumsuzluğa dönüşünü getiren yasaklarında halkı bezdirmesi ve çocukluğundan beri yönlendirici kişiliğiyle Valide Sultan-Kösem’e baş kaldırışındaki kararlılık mücadelesinde de bu duruşu daha etkili olmuştur.

Baskılanmış ve oluşmuş enerjinin bir anlamda dışa akışı Murat da   yırtıcı halleri getirmiş,taşıdığı suçluluk duyguları ,alkol ve siroz nedeni ile ölümle noktalanan yalnız bırakılmış çok genç hayat’a olduğu gibi bir döneme de zalimlik damgasını vurma nedenini de getirmiştir.

1.Perde de Kösem Sultan ortaklığının ülkenin yönetiminde varlığı ile çocuk yaşta tahta çıkan IV. Murat’ın eylemsizliğinin ve iyilik çabalarının sonuçsuz kalmasının ardından, değişen durumlar karşısında gösterdiği eylemlerine tanık olduğumuz yine 2.perde de şaşırtıcı, yırtıcı, ürkütücü özelliklerle kendini bezemiş güç ve otoritenin temsilcisi bir kimlik olarak değişimin getirdiği IV.Murat ile aynı perde de özellikle’’Büyüğünüz sizden nasıl davranmayı isterse ,öyle davranacaksınız kullarım’’Sorarım size;’’Bu kitabın yanıldığını ileri sürecek Müslüman var mı içinizde ?’’Sözleri Sultan IV. Murat’ın oyununun özünü ,ruhunu çıkaran ,bir hayatın ibret dolu sayfalarının yazılmaya başlandığı an olarak seyirci tarafından dikkatle algılanmış ve izlenmiştir..

  1. MURAT’ Oyunu Üzerine Notlar…

Genç Osman ‘ın ardından küçük yaşta padişah olan Sultan Murat validesi Kösem Sultan’ın gölgesin de yıllarca yaşamış, ülke kargaşa içine düşmüş,asker ayaklanmış ve saraya ulaşmış, Sultan’dan bazı devlet adamlarının kelleleri (İdam olayı)istenmiş,idamlara direnen Murat çaresiz kalmış ve Topal Recep Paşayı zorunlu Sadrazam yapmıştır.Bu zorunluluk halleri Sultan Murat’ın huzurunu iyiden iyiye kemirmeye başlamış ve gelecekte içinden çıkacak canavarın alt yapısı bu bitmeyen kargaşalar dokusu üzerine yavaş,yavaş inşa edilmeye başlanmıştır. Tebdili kıyafet yaptığı gezilerde Sultan halkın haraca bağlanmışlığı,kadınların namusuna ilişkin çirkinliklere şahit olmuş(Dilfigar bağlantısı),asilerin ele başı Topal Recep ile Kösem ve asker ilişkisinin getirdiği bitmeyen kargaşanın Sultan Murat üzerinde olumsuz etkisinin artması, Şair Nef’inin sanatçı ve naif kimliğine rağmen Sultan ile dostluğunun getirdiği yakınlık nedeni ile kışkırtıcı eylemlerini arttırması , saraya alınan Dilfigar ‘ın Kösem Recep bağlantısında çözümleyici olması ,Kösem’in hareme hapsedilmesi ve nihayet Topal Recep’in kellesinin saray kapısına astırılması ile Sultan Murat’tan, IV. Murat’a kesin geçişin en açık seçik şekli ile sağlanmıştır.Murat’ın bundan sonra önlenemeyen güç ve iktidar hırsının işareti olan topuz’un gücü de görsel anlamda önem kazanmıştır. IV.Murat’ın asker,bilgin,halk ve diğer katmanlarda temsilcilerini saraya çağırarak onları etkilemesi,Kur-an’dan parçalarla seçtiği anlatım tarzı , yeni zaferlere yelken açan vaatlerinin kalabalığı etkilemesi ve and içmenin ardından yine topuz’un gölgesinde! Herkesin kuracağı düzene uymasını istemesi, uyulmadığı taktirde bu topuzla başların ezileceği! Şeklindeki sesleniş ise korkutucu ötesi olmuştur.Büyüyen hırs ,öfke ve zalimliğin durdurulamayan akışının daha nice fetvalara ,yangınlara ,ölümlere ,yasaklara tanıklık edeceğinin duyurusunun çığırtkanca birden fazlaca aktarımı ise mevcut tedirginliğin artışını halk üzerinden IV.Murat’a doğru yükselen başka bir sıkıntı olan sessizlik savunması olarak görülmüştür.Revan zaferi, Beyazıd ile Süleyman’ın boğdurulması,Şeyhülislam ve ardından Bostancıbaşı ile Nef’nin ölümleri,Meyhane-Sarhoş Mustafa’nın bağışlanması,gece sokağa çıkma yasağı,fener kullanım isteği,gündüz sokağa çıkma şartları,Yeniçeri Ağasının ölümü vs diğer ölümler, yasaklar korku perdesini halk üzerine tamamen kapatmıştır.Sonunda Girit seferinde sağlığı iyice bozulan IV.Murat asilere ilişkin halüsinasyonlar görmesi ve hayali saldırıların pençesinde kıvranarak onlarca savurduğu topuzunun sanal gölgesinde ölüme yenik düşmüştür.

Kuruç’la mini röportaj

Büyük Tiyatro da onca yıl sonra’ IV.Murat’ yeniden Bozkurt Kuruç rejisi ile Başkent- Ankara da perde açmış,Oflazoğlu’nun iktidar üçlemesi olarak bilinen oyununun ilki olan’ IV.Murat’ tüm tazeliği ile seyirciye sunulmuştur.

Biliriz ki ! ‘ IV.Murat’ ın bir tragedya kahramanına dönüştüğü oyun üzerine, bir usta’nın yaptığı çalışma olması nedeni ile de kendisini telefonla aramak ,bilgi alma çabası önemli olmuştur. ‘’Oyunu büyük bir keyifle çalıştığını,sanatçı arkadaşlarına çok güvendiğini herkesin üzerine düşen görevi başarı ile üstlenerek oyunu 20 yıl sonra yeniden tamamlamış olmanın mutluluğunu yaşadığını’’ telefonda hemen ifade etmesi ve sesinin tonundaki sıcaklık da mutluluğun başarı ile pekiştiği sinyallerini bize vermiştir. ‘’ Oflazoğlu’nun da bizim için, tarihimiz için Shakespeare olduğunu ‘’sözlerine ekleyerek mutlak   yazmamı istemesinin ardından ’’ Kutay Sungar ‘ın önünün çok açık , çok iyi bir aktör olduğunu Adviye Öztürk’ün yedi senedir sahne almamasının üzüntüsünü,Hakan Nihat Güney’in kendisini aktör olarak çok iyi bir yere taşıdığını,Çahit Çağıran, Can Öztopçu,Umut Karadağ ‘ın başarılarını benimle aynen paylaştığını, teknik ekip üzerine notlarımda sesinin gülümseyen tarafında olmamı istemesi ‘’bu mini röportaj için çok önemli notları oluşturmuştur.

Özlemiştim ,gerçekten özlemiştim Bozkurt Kuruç ile sohbet etmeyi ve de daha bir çok şeyi uzaklığı önemsemeden sevgi ile konuşmayı! Önümüzdeki sene için de ‘IV.Murat Operası’nın fısıltı müjdesini sizinle paylaşabileceğimi en son sözlerine telefonda eklemesi de mini röportajımızı aynı sıcaklıkla tamamlanmasına usta bir ayrıcalık sağlamıştır.

Oyuncular üzerine………

IV.Murat(Kutay Sungar)Eylem öncesi ve eylem sonrası diye değerlendirdiğimiz iki dönemini yine iki perde üzerinden değerlendirdiğimiz de aktör olarak yaşadığı duygusal değişim ve geçişlerinde yakaladığı doğal akışı ,oyunculuk anlamında gerçekten seyircinin hayranlığını kazanabilecek güçte yorumlamıştır..1.perde de eylemsiz ve iyi duyguların ön planda olduğunu gördüğümüz Sultan Murat baskılanmış kişiliğine yine baskılanmış yönetim şekli ile çizdiği fotoğrafın da özellikle Valide Sultan ve Topal Recep Paşa’nın etkileri ile her anlamda yetersizliğini beden dili ile de sessizliğin sesi olarak seslendirmiş,Şair Nef’i ile olan ilişkisinde şiir’e ve sanatçıya ilgisinin duygusal naifliğini,Dilfigar ile karşılaşmasında kadınlara karşı karmaşık duygularına rağmen kendini bir üste taşıma ayrıcalığını yakalaması ,oyunculuk katmanlarında boşluk bırakmadan kendini doğru beslemişliğini de ortaya koymuştur.2.Perde de eylemin getirdiği duygusal değişimin gittikçe artan durdurulamayan akışın da zalim,yırtıcı,affeticiliğini kaybetmiş,güç ve alkolün esiri ,yasakların ve ölümün efendisi olan IV.Murat etiketi ile Kutay Sungar oyunculuğu ile içinden bir canavarı çıkarmanın nefesini ensemizde başarı ile hissettirmiş,Gürüz’le sağladığı biçimsel örtüşme ise öz’le müthiş uyumu getirmiştir.Ses rengini,tonunu her iki perde de doğru kullanması Kutay Sungar’ın gerçekten başarısına başarı katarak IV. Murat rolü ile kendisini taçlandırmıştır.

Kösem Sultan (Adviye Öztürk)Valide Sultan olarak baskıcı kimliğini başarılı oyunculuğuna ses rengi ve tonundan aldığı destekle daha da güçlendirmiştir. Güzel oyuncunun ilk sahneler de biraz heyecanlı olduğu seyirci tarafından gözlemlenmiş ,beden dilinde ise beklenilen rahatlık yerine aşırı gerginlik hissedilmiştir.Topal Recep Paşa (Nihat Hakan Güney) Mimik,beden dili ,ses rengi’nin uyumlu beraberliğinde yorumladığı Recep Paşa karakteri ile gerçekten entrikaların efendisi olarak nefretimize hedef olurken aktör olarak da üstün başarısı hepimizi heyecanlandırmıştır.Nef’i(Umut Karadağ) Sanatçı kimliğinin akıllı naifliğin de çizdiği başarılı oyunculuğu ile geldiği son’a kadar yorumladığı duruş alkışlarımızı almasını sağlamıştır.İstanbullu (Cahit Çağıran) ve diğer İstanbullular( Kılıç,Toklu,Erdem) Gerçek anlamda halkın korku,endişe tereddüt ve korkularını bir koro işlevselliğinde seyirci ile IV. Murat arasında paylaşma noktasını akılcı bir yaklaşımla zorlamayı başarmış,Çığırtkan(Can Öztopcu) ise güç zehirlenmesi gittikçe artan IV.Murat’ın fermanlarını bir sesli gazetenin yorumsuz nefesi olarak güzel Türkçesi ile seslendirmesi ve sahne empatisi ile de seyirciyi haklı başarısında şaşırtmamıştır.Yeniçeriler,Sipahiler,Bostancıbaşı,Dilfigar ve oyunda rol alan tüm sanatçıların emeği bütünün başarısına katkı olarak değerlendirilmiştir.

Dekor,Kostüm,Işık Tasarımı ve Müzik

Dekor Tasarımın da Güven Öktem ismi gerçekten bir güven simgesi olarak değerlendirilmiş, işlevselliğin dışında dekor parçaları kullanılmamış, tüm sahnenin kullanımı ise en iyi şekilde gerçekleşmiştir. Tuğra’nın kullanımına ilişkin yorum da ise küçük anlaşılamayan sıkıntının seyirciye doğru geçmemesi anlamında çözüm getirilme önerisi sayın Öktem’e sunulmuştur. Kostüm Tasarımın da Gül Emre seyirciyi şaşırtmıştır. IV.Murat kostümlerinde özellikle biçimsel görkemi sağlayacak tasarımdan çok uzak çalışma gözlemlenmiş,Kösem Sultan dahil bütüne yakın köstüm çalışması başarılı oyunculardan oluşan tüm oyun kadrosu için beğeniden , ustalıktan, tasarımdan uzak çalışma olarak maalesef   seyirciyi tedirgin etmiştir. Işık Tasarımın da Zeynel Işık ayrıcalığı tüm oyun süresince seyircinin beğenilerini yine almış, IV.Murat, Kösem, Çığırtkan vb alkış alınacak sahnelerde ışığın son derece kısa sürelerde oyuncuların üstünden alınması ise  istenilen vurgunun yapılamamasını getirmiş ve söz konusu ışık sisteminde o geceye mahsus arıza düşüncesine seyirci yönlendirilmiştir. Müzik Can Attilla ismi ile sahne de yeni bir yorumcu kimliği ile mükemmel eşliğini gerçekleştirmiştir.

Kısaca oyunda emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ederken,’IV.Murat’ın Başkent Ankara seyircisinden sonra mutlaka İstanbul seyircisi ile de uygun sahne koşullarında buluşması isteğimizin bir rüya temennisi olarak kalmadan değerlendirilmesi ilgililere sunulmuştur.

  Füsun Akmen Balkaya (24.02.2017/Büyük Tiyatro-Ulus Ank.)