MATTHIAS GÖRİTZ İLE TİYATRO ÜZERİNE SÖYLEŞİ

mathias gorzt

Sanatsal kuratörlüğünü Goethe-Institut’un üstlendiği Tarabya Kültür Akademisi’nin bursiyerlerinden Matthias Göritz’in eseri “Sevgili Bayan Krauss” 22 Şubat günü Moda Sahnesi’nde sahnelendi. Onur Ünsal’ın oynadığı, Sibel Arslan Yeşilay’ın çevirdiği ve yönettiği, sahne tasarımını Bengi Günay’ın yaptığı oyunun yazarı Matthias Göritz ile oyunu üzerine sohbet ettik.

 

YY: Yetkin Yüksel

MG: Matthias Göritz

 

YY:Matthias’ın çok farklı çalışma alanları var. Romanları var. Oyunları var. Nasıl değerlendireceğiz?

 

MG: Ben tiyatro ve edebiyat diye ayrım yapmıyorum. Ben her şey yazıyorum. Roman, senaryo, şiir yazıyorum. Liberttolar yazıyorum. Ayrım yapmıyorum. Ben hepisini edebiyat alanında topluyorum.

 

YY: Oldukça geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştiriyor.

MG: Goethe zamanında, o dili kullanıbilen ve kullandığı dilin malzemeleri acaba beni nereye götürecebilicek diyen bir kişiydi. Benim içinde aynı. Malzemem beni hangi tür eseri oluşturmamı sağlıyorsa, ben o esere yöneliyorum.

YY: Güzel bir zenginlik. Elindeki malzemeyi, edebiyatın her alanında kullanmak ilginç bir zenginlik. Oyununda da şiirsellik vardı.

MG: Ben konuştururken bir form vermek zorundayım. Bu genç adam benim için belliydi Bir tiyatro oyunu olacak başından belliydi. Genç adam da

YY: Tek kişilik oyun mu? İki kişilik oyun mu?

MG: Çok güzel bir soru. Almanya’da bazı tiyatrolar bunu tek kişilik oyun olarak sahnelediler. Bazıları da, Bayan Kraus’u seyirci olarak gördüler. Bazı tiyatrolarda ise ikinci kişi olarak kullandılar. Bu oyun tek kişilik olarak gerçekleşti. Iki kişi de oynadı. İstanbul’da ilk defa sahnelendi. Burada benim çok hoşuma giden bir süpürgenin sapı ve ucu saç olarak kullanıldı. Bu benim çok çok hoşuma gitti. Değişik oldu. O adamın hayalindeki canlandırma olmuş.

YY: Bu oyunu Almanya’da mı yoksa Amerika’da mı yazdınız?

MG: Zannediyorum o sırada Polonya’da bulunuyordum. Bana o sırada bana teklif geldi. Orada yazdım.

YY: Yazım tekniği olarak Amerikan oyun tekniğine uygun ki, çatışması atmosferi, karakterin güçlü olması ve bir olay örgüsü dahilinde bir olay yaşanması o yüzden sordum. Güncel ve evrensel.

MG: Buna çok sevindim. Güncel ve evrensel olmasını çok önemsedim. Böyle olması beni mutlu etti. Önemli olan küçük bir şeyi yakalayıp bir Hamlet gibi ortaya çıkarma süreci. Bu çok değerli oluyor. Ben bunu seviyorum.

YY: Oyun yazarlığı için konuşmamız gerekirse, süreci nasıl ilerliyor?

MG: Herhangi bir araştırma yapmadım. Hemen yazmaya başladım. O adamın konuştuğunu duyudum ve hayal ettim. Evini tadilat yaparken ev sahibini görmüş. O zaman dedim güzel bu işte Bir Hamlet olabilir.

YY: Eseri tam olarak izledik değil mi?

MG: Tamı değil biraz kısaltılmış izlediniz.

YY: Türkiye için ideal bir oyun, bir çok tiyatro oynayabilir.

MG: Diğer metnin şekli 40 dakikalık bir oyun. Bu oyun 30 dakikalık bir oyun.

YY: Seyirciyi oyunda tutuyor. Seyirci oyuna kilitlendi.

MG: Cemal Yener var. Almanca’dan Türkçeye çeviri yapan bir arkadaş var. Onunla sohbet etme imkanım oldu. Oda dedi ki, gelen seyrici çok iyiydi. Çok kaliteliydi ve seçiciydi. Tiyatro bittikten sonra bir söyleşi yapıldı. Oyundan sonra bir buçuk saat tartışma sürdü. Herkes bu oyunda kendi gözüyle neler gördüğünü anlattı. Herkes farklı bir şey gördü. O yüzden ben bu oyunu çok sevdim.

YY: Aynen, çok evrensel bir oyun.

MG: Hamlet’e giden yolda demek sitediğim buydu zaten. İnsan evi restore ederken kendi ruhunu ve kendini de restore ediyor. Bu da oyunu başarılı olmasını sağlıyor.

YY: Alman Tiyatrosunda oyunlar nasıl?

MG: Daha çok Frankfurt’ta izliyorum oyunları. Şu anda iki tane eğilim var. Bir tanesi belgesel tiyatro; çok revaçta. Diğerinde de daha çok eski Yunan Klasik mitolojik eserlere eğilim var. Bunların yanı sıra halen çok teknolojiyle oynanan oyunlar var.

YY: Türkiye’de sizin tarzınızda yazılan oyunlar popüler.

MG: Ben şu bakımdan önemli buluyorum. Metin ile vücut bağlantılı oluyor. Tamamen kendini oyuna veriyor.

YY: Dekoru kullanması da oyuna bağlayan en önemli özellik. Bu imkanı metin sağlıyor. Metin, obje, dekor ilişkisi çok güçlü.

MG: Öyle düşündük zaten. Bu detayları ben düşündüm ve söyledim. Onlarda bu detayları kullandılar. Oldukça güzel oldu.

YY: İstanbul’da oyun izlediniz mi?

MG: Ne yazık ki izleyemedim. Yeniden geldiğimde izlemek istiyorum. Moda Sahnesi oldukça güzel bir sahne. Geldiğim zaman mutlaka izlemek istiyorum.

YY: İstanbul ilham verdi mi?

MG: İstanbul’a duyduğum duygular, New York’a duyduğum duygular aynı. Yorucu, enerjik ve büyüleyici olarak görüyorum.

YY: Amerika’nın yazarlık üzerine etkisi oldu mu?

MG: Bir çok Amerikan Üniversitelerinde misafir yazar olarak bulundum. Bir çok mitolojik eserler üzerinde çalıştım. Çok küçük detaylarla ilgilenmeyi öğrendim. 20. Yüzyılın Amerikan edebiyatını seviyorum. Tennese Williams’ı seviyorum. Küçük bir hikaye ile figürle bütün toplumun anlatılması. Bu beni etkiliyor.

YY: Teşekkür ederim.

MG: Ben teşekkür ederim.