Frankenstein “Kendi Canavarını Yaratmak”

frankenstein-1Zorlu PSM(Performans Sanatları Merkezi)’ne bu seferki gidişimiz yine bir Sadri Alışık Kültür Merkezi yapımı olan “Frankenstein” oyunu içindi. Sadri Alışık Kültür Merkezi, şimdiye kadar hep kaliteli yapımlara imza atmış bir kurum ve bu kez de bizi yanıltmadı.

Frankenstein, Mary Shelley’nin yazdığı bir roman. Birçok kez sinema ve tiyatroya da uyarlanmış.

Felsefi bir roman olan Frankenstein, daha çok korku romanı olarak bilinmekte. Oysaki bilinenin aksine Frankenstein, romandaki yaratığın değil; yaratıcısının adıdır.Yaratığın bir ismi yoktur. Romanda toplum dışına itilen, kendi savaşını veren ve bu savaşta yenilen farklı insanların acıklı öyküsü anlatılır.

Romanın kahramanı tıp öğrencisi Victor Frankenstein; hastalıklara son verebilmek için insanı yeniden yapmayı, böylelikle de ölümsüzlüğe ulaşmayı istemektedir. Deneyleri sonucunda yaşamın sırrını keşfeder ve bunu üstün bir insan yaratarak kullanmaya karar verir. Çeşitli mezar ve mahzenlerden topladığı ceset parçalarını bir araya getirir. Elektrik gücünü kullanarak aslında isimsiz olan ama okuyucuların kendi adıyla, Frankenstein olarak bildiği ucubeyi yaratır. Fakat ondan memnun kalmaz ve terkeder. Yaratık ise kendisini yaratanı tanıyordur ve neden insanların ondan korkup kaçtıklarını bilmiyordur. Babasını (Dr. Frankenstein’ı) bulup, ondan hesap sormak ister. Yüreği yumuşak olsa da görenlerde korku uyandırdığı için toplumdan tecrit edilir. Bir müddet sonra bir aileyi izlemeye başlayan Frankenstein, ailedeki fertlerin birbirlerine karşı duyduğu sevgiyi görür ve kendisini yalnız hisseder. Babasından bir eş ister; ancak Dr. Frankenstein onun duygularını önemsemez. Yalnızlığı arttıkça acımasızlaşır ve kendisini yaratandan korkunç bir şekilde öç almaya girişir.

Önce Dr. Frankenstein’ın en küçük kardeşini öldürür. Elizabeth’le evlendiği ilk gece Elizabeth de canavar tarafından öldürülür. Bunun üzerine canavarı yok etmek üzere peşine düşerek sonunda Kuzey Kutbu’na ulaşır. Burada hem Victor hem de yarattığı canavar sonsuzluğa yol alır.

Frankenstein-3Oyunu sahneye koyan Şakir Gürzumar. Şakir Gürzumar, kendine has rejisi olan, sahnede obje-insan ilişkisini canlı ve yüksek enerjili bir şekilde hissedilmesini sağlayan bir yönetmen. Geçen yıl Guguk Kuşu oyunundaki gibi sinematografik öğelere de yer veren, oyunda heyecanı ve enerjiyi artıcı, gerek oyuncuların oyuna asılmasını, gerekse seyircinin kendisini oyunun içinde bulmasını sağlayan bir atmosferi çok başarılı bir şekilde oluşturuyor. Dekor ve kostüm tasarımı Şirin Dağtekin imzasını taşıyor. Hayatın içindeki amansız zorluklar; çarklar, yokuşlar gibi metaforlarla anlatılmış. Ayrıca insanların kendisine benzemeyenleri ötekileştirmesi, üstten bakması sahnelerinde alan, alabildiğine hem yükseklik hem de derinlik olarak çok başarılı bir şekilde değerlendirilmiş. İlk doğum, doğum sonrasında direnen ve ayakta kalan insanın sürecinde oldukça başarılı kostümler kullanılmış. Gerek dekor, gerekse kostümler rejiye çok iyi uyum sağlamış.

frankenstein-2Oyunculuklara gelince, başroldeki Kerem Alışık gerçekten rolünün hakkını tam anlamıyla veriyor. Neredeyse iki saat boyunca süren oyunda bir kez bile oyundan düştüğünü ya da ortalama performans gösterdiğini görmedim. Oldukça yüksek enerjili ve harika bir oyunculuk sergiledi. Dolayısıyla diğer oyuncuları da peşinden sürükledi. Doksanlık delikanlı Yılmaz Gruda ise sahnede tecrübesini konuşturdu, yardımcı roldeki oyunuyla hepimizin içini ısıttı. Rolü itibariyle Frankenstein’a tek iyi davranan, ona konuşmayı öğreten kör bir ihtiyarı oynuyordu. İçimizdeki “insan”ın sahnedeki temsilcisiydi. Dr. Frankenstein rolündeyse Cansel Engin oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Deniz Çakır her zamanki gibi temiz oyunculuğu ve zarafetiyle Elizabeth rolündeydi. Fiziksel anlamda alışılmışın dışında yüksek dekorların üzerine çıkan, inen, koşan, yuvarlanıp aşağı düşen oyuncular fiziksel olarak da oyuna gerçekten iyi hazırlanmışlar.

İnsanın varoluşunu, birbirine karşı iktidar mücadelesini, ihtiraslarını, kötülüklerini felsefi bir biçimde ortaya koyan “Frankenstein” oyunu sezonun en başarılı yapımlarından birisi. İnsanın içindeki sevgiyi, bazen de insanın doğadaki en büyük düşmanının yine kendi türü olmasını bizlere ironik bir şekilde anlatıyor.

Fırsatınız olursa kaçırmayın.

İyi seyirler…

 

Künye

Eser: Mary Shelley
Uyarlayan: Nick Dear
Çeviren: Selen Korad Birkiye
Yöneten: Şakir Gürzumar
Dekor-Kostüm Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Müzik- Ses Efekt: Cenk Taşkan
Koreografi: Alpaslan Karaduman
Oyuncular: Cansel Elçin, Deniz Uğur, Yılmaz Gruda, Engin Gürmen, Merve Erdoğan, Batuhan Pamukçu, Ömür Kayakırılmaz, Burcu Görek, Ozan Akif Serman, Nalan Deliormanlı, Şahin Adıgüzel, Feride Ceyda Elkaya, Ali Keçeli ve Kerem Alışık