Sibel Yıldırım ve Fatih Sönmez’in Yeni Oyunları “Gönlübozuk” Hakkında Söyleşi

sibel yildirim-1Yetkin Yüksel: Sibel yazdığın kaçıncı oyun?

Sibel Yıldırım: Sahnelenen 3. oyunum

Yetkin Yüksel: Daha farklı oyunların var. Ciddi ciddi oyunculuğunun yanında oyun yazarlığın da var.

Sibel Yıldırım: Ölüm Diyalogları sahnelenen ilk oyunum ama yazdığım ilk oyun değil. Beynim pek susmuyor, devamlı yazıyorum. Beğenmiyorum değiştiriyorum tekrar tekrar yazıyorum. Evde bekleyen iki tane daha oyunum var.

Yetkin Yüksel: Bu oyunun adı neydi?

Sibel Yıldırım: Gönlübozuk/ Sonsuzluk Yönünden

Yetkin Yüksel: Bizi ne bekliyor?

Sibel Yıldırım: Aslında ben yazar olarak sizi şu ya da bu bekliyor diyebilecekken, yönetmenim beni tepetaklak etti.. Asıl beni ne bekliyor; bunu çalışırken heyecanla izliyorum. Yazdığımdan çok değişik bir kurgunun içindeyim, mutlulukla ve şaşkınlıkla oyunun çıkmasını bekliyorum.

Yetkin Yüksel: Diğer oyunun gibi kadın erkek ilişkisi üzerine bir oyun galiba

Sibel Yıldırım: Evet çünkü özün o olduğunu düşünüyorum. “İnsanın özü Aşk.”. Toplumların yönetilmesinin bile o kadar öz bir yerden çıktığını düşünüyorum. İçinizde alan dolan yoksa başarıya ulaşıyoruz. En güzel yalanları da kadın erkek ilişkilerinde yaşıyoruz. Öğretilmiş ezberler var ve biz o ezberleri bozamıyoruz. Anne çocuk ilişkisinde başlıyor o öğretilmişliker, kalıplar, ezberler… Kadın erkek meselelerinde de bunu pratiğe döküyoruz çünkü en güzel oyun alanı orası. Her ilişkide bu ezberler var. Arkadaşlarınızla, Hocanızla, patronunuzla hatta kedinizle ve kendinizle ilişkinizde bile. Biz bu ezberleri bozamıyoruz.

Yetkin Yüksel: Bu ilişki de kim daha avanatjı, kadın kaybeden durumda mı?

Sibel Yıldırım: Böyle diyemeyiz. Kendi olan kazanıyor. Ben kendi olamamanın acısını çekenlerden besleniyorum.

Yetkin Yüksel: Sen kendin misin?

Sibel Yıldırım: Olmaya uğraşıyorum. Çok zormuş inan, çok zor.

Yetkin Yüksel: Sen de kendin olmaya uğraşıyorsan o zaman bir gözlem sonucu bu sonuçlara ulaşıyorsun. Kendi olamayan insanı gözlemliyorsun.

sibel yildirim -2Sibel Yıldırım: Evet her anlamda bir gözlem oluyor. Özellikle son iki yılda hayatımda büyük değişimler olmaya başladı ve şunu fark ettim; konforlu ve süslü bir yalanın içindeymişim. Güven içinde ve garantici. Bu bağımlılığımdan kurtulmaya çalışırken şimdi yara bere içindeyim. Ama bu daha besleyici, böyle deneyimlenmek insanı daha çok yaklaştırıyor kendine. Büyüyorum. Böylesi daha iyi. Kaybedeceksem de samimi ve kendim olarak kaybedeyim.

Yetkin Yüksel: Bu durum ilgimi çekti. Buraya kadar geldiğimizde oyunun metni böyle bir metin mi diye düşündüm? Yani bir yalanın içinde olan bir ilişkinin yansımasını mı göreceğiz? Birazcık metni açalım istiyorum.

Sibel Yıldırım: Bir yalanın içinden çıkmaya çalışan, kendinden öte gidemeyen bir kadın ve kendine sorduğu soruları onlara da sorarak hesaplaşmak istediği iki Adam var. Kocası hariç, Zamanın bir noktasında kesiştikleri hayatındaki diğer iki Adam. Sahnede de bu iki adamı görüyoruz.

Yetkin Yüksel: Metni okuyan birisi olarak, oyunda adamlar durduğu yerde duruyor gibi geldi bana.

Sibel Yıldırım: Bunu Adamların seçimi olarak görmek gerekir. Kadın da bu meseleyi kurcalıyor.

Yetkin Yüksel: Hemen burada yönetmene gelmek istiyorum. Bir erkek yönetmen olarak bu oyuna bakışın nasıl oldu? Erkekler değişemiyor mu?

Fatih Sönmez: Hayır ben öyle düşünmüyorum. Her şey değişiyor. Ben başka bir yerden bakıyorum. Çok fazla kadın erkek ilişkisi açısından bakmıyorum.

Yetkin Yüksel: O zaman siz cinsiyetsiz olarak görüyorsunuz.

Fatih Sönmez: Ben oyunu, Sibel in oyunun önsözüne yazdığı, L. DURRELL in ; “Bir kurguya ayak basıyoruz. ” cümlesinden yola çıkarak yorumlamaya çalışıyorum. Oyunu farklı bir kurguyla okuyorum. O akıl hastanesinde Sibel’in yazmadığı ve ön görmediği farklı biri daha var.

Yetkin Yüksel: Hemen aklıma vicdan geldi. Buna biraz da vicdan diyebilir miyiz?

Fatih Sönmez: Bence akıl hastanesinde tedavi gören arkadaşı olarak görebilirsiniz. Sistemle uyum sağlayamamış bir başkasıyla karşılaşıyor. İntihar eğilimi olan insanlar bunlar ve buraya aileleri tarafından gönderilmişler. Orada bir aşk daha yarattım.

Yetkin Yüksel: Sibel sen bire bir hayatın yansımasını görmek isterken, yönetmen ise çok farklı açıdan bakarak farklı bir kurguya doğru gidiyor.

Sibel Yıldırım: Evet uzun bir süre bu konuda çalıştık. Ciddi çatışmalarımız oldu ama sonunda uzlaştık.

Yetkin Yüksel: Sibel oyunun yazarı olarak; oyunun yapısı değişmiş diyebilir miyiz?

sibel yildirim-3Sibel Yıldırım: Bu benim sahnelenen üçüncü oyunum , diğer iki oyunumda da çok değerli insanlarla çalıştım. Fakat onlar metnin dışına çıkmadılar. Fatih’le çalışırken bambaşka bir şeyle karşılaştım. Metinin çok üzerinde bir şeyler getiriyor. Bu açıdan mutluyum. Daha önceki oyunlarımda yönetmen metinle akıyordu. Ben çok baskındım yazar olarak fakat Fatih fikirleriyle beni o kadar etkiledi ve inandıklarından taviz vermedi ki artık yapacak bir şey yoktu. Hayranlıkla teslim oldum. Tekste çok farklı açılardan yaklaşıyor ve çok farklı renkler getiriyor. Önceden benim yazdığım metin vardı. Şimdi metin yok bambaşka bi şey var.

Yetkin Yüksel: Bundan memnun musun?

Sibel Yıldırım: Evet memnunum ve kendimi Fatih’e teslim ettim. Çok heyecanlıyım. Benim kalıplarımı yıktı. Bu benim için çok önemli.

Yetkin Yüksel: Müzikleri kiminle çalıştınız?

Fatih Sönmez: Ömer Göktay ile çalışıyorum. Çok iyi bir müzisyen. Müzikleri doğaçlama çıkarıyoruz.

Yetkin Yüksel: Dışavurumcu bir oyun mu seyredeceğiz?

Fatih Sönmez: Olabilir. Ben tanımlara ve genellenmesine karşıyım.

Yetkin Yüksel: Bizi çok farklı bir sürpriz mi bekliyor?. Biraz grotesk biraz absürt bir şey mi bekliyor bizi.? Sibel bunu sana oyuncu Sibel olarak sormak istiyorum. Bir cinsiyetsizlik mi göreceğiz sende

Sibel Yıldırım: Galiba. Fatih’in yorumu sayesinde çok farklı bir oyun izleyeceksiniz.

Yetkin Yüksel: Fatih’e katılıyorum. Metin çok klasik bir metin değil.

Sibel Yıldırım: Ben oyunculuk açısından diyorum. Oyunculuk açısından klasik bir yerden geldiğim için diyorum. Yorumlamaya çalışıyorum. Ben kalıpları olan bir oyuncuyum. Bu açıdan bana farklı geliyor.

Yetkin Yüksel: O zaman Fatih Sönmez senin için bir şans. Farklı bir oyunculuk denemen için.

Sibel Yıldırım: Evet büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Fatih çok profesyonel ben ise çok kişisel bakıyorum. Ben de daha profesyonel olmayı deniyorum. Fatih’in kuralları oldukça sert; bunu deneyimlemek benim için ayrıcalık.

Yetkin Yüksel: Fatih sert bir yönetmen misin.?

Fatih Sönmez: İlk başta kendime karşı acımasız biriyim. Tiyatronun evrensel kurallarının bu olduğunu bildiğim için sertim biraz. Tiyatro sağlam bir çalışma ister. Ben o ekoldenim. Psikolojilere hak veremiyorum.

Sibel Yıldırım: Ben aynı zamanda oyunun yazarı ve de oyuncusu olduğum için, beni daha farklı etkiliyor bu durum. Çünkü Fatih farklı bir tarz deniyor ve metne çok büyük katkı sağlıyor. Şunu net bir şekilde söylemek isterim. Fatih’in dehasal fikirleri beni mutlu ediyor.

Yetkin Yüksel: Fatih seni oyuncu olarak Mükemmel adlı oyunda izledim. Oyunculuğunu beğendiğimi söylemek isterim. Başka oyunun var mı?

Fatih Sönmez: Var var İstanbul Devlet Tiyatrolarının Çehov Makinesi’nde oynuyorum.

Yetkin Yüksel: Çehov Makinesi devam ediyor mu?

Fatih Sönmez: Evet devam ediyor. Sağnak diye yeni bir oyunumuz var. SBR Siyah Beyaz ve Renkli yeni bir oyun. Çağrı Şensoy yönetti ve Talimhane de oynuyor.

Sibel Yıldırım: Aynı zamanda bizim oyunda da oynuyor Fatih.

Yetkin Yüksel: İlginç hem oynuyorsun hem de yönetiyorsun. Yazar ve yönetmen aynı oyunda oynuyor aynı zamanda. Bu daha ilginç Nasıl bir duygu bu?

Fatih Sönmez. Zor aslında. Benim tercih ettim bir şey değil. Teknik bir mesele çıkıyor ortaya. Dış gözünle görüyorsun fakat oynarken onu iptal etmen gerekir. Oynarken o şekilde oynayamazsın. İlk defa bu durumu yaşıyorum ama ekibimiz çok iyi niyetli ve açık görüşlü olduğu için çok zor olmuyor. Ama genel olarak tercih ettiğim bir şey olmayacak.

Yetkin Yüksel: Fatih başrolde misin?

Fatih Sönmez: Esasında hepsi başrol.

Yetkin Yüksel: bence M çok ilginç bir karakter. Sibel senin oyunlarında erkekler ne yapacağını tam olarak bilemiyor?

Fatih Sönmez: Evet haklısın Sibel’in oyunlarında kadın karakterler daha güçlü, erkek karakterler oyunda ikinci planda kalıyorlar.

Yetkin Yüksel: Sibel neden erkekler ikinci planda kalıyor?

Sibel Yıldırım: Bire bir ilişkilerde aslında kalmıyor, erkekler çok güçlü. Kadına her istediğini yaptırıyor. Dış dünyaya çıktıları zaman erkek kaçak oynuyor.

Yetkin Yüksel: Korkuyor olabilir mi?

Sibel Yıldırım: Bence hakkı yok.

Yetkin Yüksel: Fatih sence hakkı yok mu?

Fatih Sönmez: Korkmaya mı?

Yetkin Yüksel: Evet

Fatih Sönmez. Korkmaya hakkımız var. Erkek olduğumuz için mi korkmamalıyız?

Sibel Yıldırım: Neyse o olunmalı. İnsanın kendi olamama durumundan savaş çıkmış gibi acı çekiyorum. Bu durumdan çok acı çekiyorum. Ben ne kadar şeffaf bir yerden tutmaya çalışsam da ne yazık ki o samimiyeti göremiyorum, ya da seçilerek sunulmuş korkak anlar görüyorum. Herkes korkuyor.

Yetkin Yüksel: Sen hiç âşık oldun mu?

Sibel Yıldırım: Oldum tabi.

Yetkin Yüksel: Biraz teknik sorular sormak istiyorum. Dekor ve kostüm de kiminle çalıştınız.

Fatih Sönmez: Sibel çok sade bir oyun yazdığı için bende o sadeliği korumak istedim. Farklı bir meslekten bir arkadaşımla çalıştım.

Yetkin Yüksel: Ne zamandan beri prova yapıyorsunuz?

Sibel Yıldırım: Bir aydan beri çalışıyoruz.

Yetkin Yüksel: Teksti ilk okuduğunda neler hissettin?

Fatih Sönmez: Açıkcası şaşırdım, böyle bir tekst beklemiyordum. Heyecan duydum. Sibel, benim oyunu beğenmeyeceğimi düşündü. Halbuki ben çok beğenmiştim oyunu.

Yetkin Yüksel: Fatih sen oyun yazıyor musun?

Fatih Sönmez: Hayır yazmıyorum.

Sibel Yıldırım: Oyundaki şarkı sözleri Fatih’e ait. Çok güzel yazıyor bakmayın öyle dediğine.

Yetkin Yüksel: Çok güzel. Oyun tam bir kolektif çabanın sonucu olarak ortaya çıkmış. Oyunun prömiyeri ne zaman?

Sibel Yıldırım: 4 Kasım da Borusan Oto Dolmabahçe Sahnesi’nde olacağız. Herkesi oyunumuza bekliyoruz.

Yetkin Yüksel: Söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Sibel Yıldırım: Çok teşekkür ederim.

Fatih Sönmez: Teşekkür ederiz…