KÜÇÜK KARA BALIK; SADECE ÇOCUKLARA DEĞİL, HEPİMİZE

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenen Küçük Kara Balık adlı oyunu iki kez izledim.

Açıkçası bir kaç kere daha izleceğim dersem yalan olmaz sanırım. Küçük Kara Balık adlı oyunun yazarı Samed Behrengi. Samed Behrengi İran kökenli bir Azeri. İran ve Türk kültürü’nü harmanlayan evrensel bir yazar.

Halk hikayelerinden beslenip, çocuk öyküleri yazan önemli bir yazar. Geçen yüz yılda anne ve babalara şöyle seslenir Behrengi: ” Öyküler bizlere toplumumuzun gerçek bir resmini çizebilir; sorunlarını ve nedenlerini açıklayabilir. Öyküler okuyanları yalnızca eğlendirmez. Bu yüzden ben de akıllı çocukların öykülerimi yalnızca hoş vakit geçirmek için değil, öğrenip bilgilenmeleri için okumalarını istiyorum.” diyor.

Bilgi çocuğu özgürleştirir, özgür bireyler her zaman daha güzeli aramayı, oluşturmayı bilen bireylerdir.  Küçük Kara Balık adlı öyküyü çeviren İlknur Özdemir, oyunlaştıran ise; Günay Ertekin. Oyunun yönetmeni Özer Tunca. Özer Tunca, oyunu tasvir, maske ve kukla olarak tüm imkanları kullanmış.

Oyunun konusuna gelince; Küçük Kara Balık’ın hayatını, arkadaşı salyangozun getirdiği kitap ve deniz yolları haritası değiştirir. Yaşadığı ortam artık ona yetmemektedir. Dışarıda çok büyük bir dünya vardır. Hayali, okyanusa ulaşmaktır. Tüm engelemelere rağmen hayallerinden ve isteklerinden vazgeçmeyen Küçük Kara Balık kendi başına zorlu bir yolculuğa çıkar. Zor ve çetin geçen bir yolculuk başlamıştır.  Küçük Kara Balık sadece kendinin değil karşılaştığı tüm canlıların da değişmesi gerektiğine inanır. Çünkü ona göre değişim kaçınılmazdır. Aynı zamanda dünya hepimizindir. O zaman hepimizin olan dünyada herşeyi paylaşmak gerekir. Yeri gelecek mutluluklar, yeri gelecek acılar paylaşılacaktır. Değişime karşı çıkmak, canlıların doğasına karşı çıkmaktır. Küçük Kara Balık’ın karşısına sırasıyla kurbağalar, yengeçler çıkar, Küçük Kara Balık’ı korkutmak istemelerine rağmen yoluna devam etmesi ve hedefine ulaşana dek çabalamasını izleriz. Cesur ve yürekli balıklar birlik olunca güçlü oluruz. Güç nedir? Kocaman torbalı bir balık mı? Yoksa bir Karabatak’ın midesi mi? Belki  sonunda ölüm olsa da denemeye devam edecektir. Gelişim böyledir. Sonuna kadar gitmek; sonunda ne olduğuna bakmadan gitmektir. Bu açıdan baktığımızda Küçük Kara Balık çocuklarımızın geleceğini kurgulaması açısından çok değerlidir. Bu aynı zamanda büyükler içinde Küçük Kara Balık ‘ın serüveni geçerlidir. Çünkü, günümüz dünyasında denemekten korkan çok fazla insan olması, Küçük Kara Balıklara ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Oyunun Yönetmeni Özer Tunca. Özer Tunca, oyunda gölge oyunu tasvirleri ve kuklalar kullanmış. Oyunun geçişleri oldukça güçlü ve etkileciyi. Küçük Kara Balık’ın macerasını çok net izliyoruz. Oyunun tasvir ve kukla tasarımı Ata Camuz’a ait. Ata Camuz, çok titiz bir iş çıkartmış. Gerek tasvirler gerekse de kuklalar çok etkileyici ve çocukların dünyasında yaratıcı kapılar açıyor. Şarkılar; oyuna çok fazla katkı sağlıyor. Besteler; Oktay Köseoğlu’na ait.  Mistik ve otantik müzikler oyunun güçlenmesine ve atmosferine katkı sağlıyor. Oyunculuğa gelince, çok özel bir takım oyunculuğunu izliyoruz.

Oyun sadece çocuklara değil. Aynı zamanda büyüklere de sesleniyor.  Mutlaka izlemenizi dilerim.

İyi seyirler.