KISASA KISAS

William Shakespeare’in 1603 veya 1604 yılında yazdığı düşünülen bu oyun mutlak iktidarın,  iktidarı elinde bulunduranlar üzerinde yarattığı ahlaki çöküntüyü anlatmaktadır.

Hikaye, bir İngiliz dükünün çeşitli sebeplerden dolayı bir süre ortalıktan kaybolmaya karar verip, yerine vekil olarak yeğeni hakim Angelo’yu atamasıyla başlar. Yönetimi eline alan Angelo sıkı ve katı bir politika izleyerek şehirde ahlaksızlık yapanları ağır bir şekilde cezalandırır. Angelo’nun bu acımasız yönetiminden, genç bir kızı nikâhsız bir şekilde hamile bırakan İspanyol kökenli Cladio da nasibini alır. Angelo bu suçundan dolayı Cladio’yu ölüm cezasına çarptırır. Cladio da buna karşılık canını bağışlamasını dilemesi için, rahibe olmaya hazırlanan güzel kız kardeşi Isabella’dan yardım diler. Angelo Isabella’yı görür görmez çok etkilenir ve abisini kurtarmak istiyorsa kendisiyle birlikte olması gerektiğini söyler.

Bu sırada dük ise şehri terk etti dedikoduları yaydırıp, bir peder kılığına bürünerek şehirde olan bitenleri incelemektedir. Isabella ile arkadaşlık kurduktan sonra bu zor durumda ona ne yapması konusunda yol gösterir. Angelo daha önce Mariana ile nişanlanmış; fakat o, çeyizini ve ağabeyini bir deniz kazasında kaybedince Mariana ile evlenmekten vazgeçmiştir. Isabella Angelo’ya haber göndererek onunla birlikte olma teklifini kabul ettiğini ancak her şeyin tam karanlıkta ve sessizlik içinde olmasını şart koşar. Bu randevuda Mariana İsabella’nin yerini almaya razı olmuştur ve Angelo Mariana ile cinsel ilişkide bulunur.

Ancak Angelo sözünde durmaz. Claudio hakkındaki idamın bir an gerçekleştirilmesini emreder. Dük de buna karşı hapishanede birdenbire ölen korsan Ragozine’nin başını kestirip Angelo’ya göndertir.

Oyunun finalinde ise Dük yeniden ortaya çıkar ve bütün olan bitenler kendisine anlatılır. Dük de ceza olarak yeğeni Angelo’yu önce Mariana ile evlendirir, daha sonrasında ise öldürür. Kendisi ise güzel Isabella’yı eş olarak alır.

Metin olarak incelendiğinde mutlak iktidarın her türlü meşruluğu beraberinde getirdiğini işleyen oyun, iyi bir oyunculuk performansıyla da sahneye koyulmuş.

Oyunculuklar her ne kadar başarılı olsa da, fazla özdeşleşmeci oyunculuk her karakterin davranışını haklı göstermektedir. Öyle ki, izleyici Angelo’nun sergilediği ikiyüzlü davranışı, Isabella’ya aşık olduğu için mazur görür. Halbuki oyunun bir yerinde Angelo iktidarı kendi çıkarları için kullanabileceğini, Isabella’ya “benim yalanlarım senin doğrularından ağır basar” diyerek, net bir dille belirtmiştir.

Oyunculuktaki benzer tutum Dük için de sergilenmiştir. Oyun boyunca ve özellikle oyunun sonlarında adeta bir adalet sağlayıcı gibi resmedilen Dük, son sahnede rahibe olmayı düşünen Isabella’yı, hiç fikrini bile almadan alıp götürür. Çünkü mutlak iktidar ve güç onun elindedir. O ne yapsa haklıdır.

Angelo’nun bu katı yönetiminden şehirdeki kadın tacirleri de nasibini almıştır. Baron Escalus, Dükün yokluğunda Angelo’nun katı politikalarına karşı bu tacirleri bir süre tolere etmeye çalışır ancak bu da bir yere kadar devam eder. Nihayetinde Angelo bunları da hapishaneye tıkmıştır.

Aslına bakıldığında, amcasının aksine Angelo yasaları net bir şekilde, toleranssız herkes için aynı derecede yerine getirmek için yola koyulmuştur. Eğer Angelo Isabella’ya hiç yanaşmasaydı, kendi içinde de tutarlı kalan haklı bir durumda mı olacaktı? Öte yandan, sınırsız yetkilerini kötüye kullanmış olsa bile, oyunun bir yerinde Angelo’nun kendisinin de belirttiği gibi “suçlular yargılıyorsa suçluları, adalet ne yapsın?” şeklinde düşünemez miyiz?

Oyunda eksik kalmış en önemli nokta da burası olabilir. Her sistem kendi ekonomik ve ahlaki gerçekliğini yaratmaktadır. O günün aristokrat temelli yönetim anlayışında, adalet de aristokrasinin kendi sınıfsal çıkarlarını koruyacak şekilde düzenlenmiştir. Dolayısıyla “Adalet nedir?” sorusu, sahnede ön plana çıkan iyi insan kötü insan figürlerinin gerisinde kalmıştır.

Yine de başta belirttiğim gibi, genel olarak oyuncuların ve hem jest mimiklerini kullanmadaki, hem de oynanan sahneleri seyircilere aktarmalarındaki performans gerçekten üst düzeydeydi. Oyunu izlerken bir saniye bile başka birşeye dalıp dikkatim dağılmadı ve oyunculuklardaki sürükleyicilik çok başarılıydı.

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.