KISASA KISAS

Kısasa Kısas , W. Shakespeare dönemindeki (1603-1604 yılları tahminen) pek çok toplumsal öğenin bireysel bakiş açısıyla irdelendiği, genelinde trajik öğelerle örülmüş komedi unsurlarının eklendiği bir oyundur.Her ne kadar döneminde komedi oyunu olarak sınıflandırılsa da oyun boyunca trajik ve belirsiz ahlaki seçimlere yönlenen işleyişi sebebiyle aslen Shekespeare’e özgü problemli oyun kategorisine daha cok girer. Galasi 9 Subat’ da yapilan oyun, Özdemir Nutku çevirisi ve Zişan Uğurlu rejisiyle modernize edilmeye çalışılarak İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahneye konuyor.

Oyun, Dük’ün (Hüseyin Köroğlu) uzun süredir uygulamadığı yasalar sebebiyle kentin ahlaki çöküşü içerisindeki şehrin yönetimini, katı tutarcı tutumuyla tanınan yeğeni Angelo (Ertuğrul Postoğlu) ve sadık yardımcısı Escalus’a (Zeki Yıldırım) devrederek uzaklara gideceğini duyurmasıyla başlar.Gücü elinde bulunduran Angelo sahip olduğu otoritesini, yürürlükte olan ancak pratikte uygulanabilirliği kaldırılmış ahlaki kanunları yürürlüğe koyarak uygulamaya başlar. Bu bağlamdaki ilk icraati da nişanlısını hamile bırakması sebebiyle kentin soylu genci Claudio’u (Gün Koper) ölüme mahkum etmesi olmuştur. Claudio’nun yardımına kendini munzevi hayattan çekerek rahibeliği seçen güzel, zeki ve ikna kabiliyeti yüksek kiz kardeşi Isabella (İrem Arslan Aydın) koşar. İrem Arslan Aydın’ın mükemmel performansındaki Isabella’nın, fiziksel güzelliğinin yanında muhafazakar, prensip sahibi, kıvrak zekalı ve ukala tavrı Angelo’da farklı duygulara yol açar. Zira Angelo duyduğu arzu ve şehvetten muzdarip, Isabella’ya kardeşinin hayatına karşılık bekaretini sunması teklifinde bulunur. Teklifi bir an bile düşünmeyen Isabella’nın hapisteki kardeşine, kendi faziletleri uğruna öleceğini müjdelemesi çok etkili bir ikili performanstı. Tüm bunlar olurken Dük’ün aslında şehri asla terk etmediği, aksine rahip kılığına girerek iktidarın icraatlerini ve halkın yönetime olan tepkisini gözlemledigi anlaşılır. Yolu Isabella ile kesişen Dük, tekliften haberdar olur ve hem Angelo’ya bir ders öğretmek hem de Isabella ‘ya yardım etmek adına bir kumpas planlar. Kumpas dahilinde Angelo, Isabella’ ya niyetlenirken yerine, yıllar öncesinde maddi statüsünü kaybetmesi sebebiyle terkettiği eski nişanlısıyla Mariana birlikte olacak, böylece yasalar gereği evlenmeleri şart koşulabilecektir. Bu esnada Claudio’nun küfürbaz, palavracı  arkadaşı Lucio (Cengiz Tangör) sehir genelinde yerli yersiz olarak hic tanışmadığı Dük hakkında atıp tutarken, tebdil-i kiyafetteki Dük’e yollarını kesiştirmektedir. Oyunun sonralarında da Lucio’ya da Angelo’ya uygulanan benzer bir ceza Dük tarafindan verilir.

Adaletsizlik, riyakârlık ve iffet kuramlarının birbirleriyle ilişkisi tüm oyun dahilinde incelenirken, sosyal adaletsizlik ve cinsel politikaların sosyal yaşamdaki etkileri de irdelenmektedir. Oyun her ne kadar yaklaşık 400 yıl önce yazılmış olsa da günümüzün de problemli yönetim unsurlarını cok güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir zira halen güç sahipleri yozlaşma ve riyakarlık içerisinde yasaların sadece bazılarına tehdit olarak kullanılmasına goz yummaktadır .Yeri geldiğinde pek çoklarımız zavallı Isabella gibi hem sevdiklerinin hem de prensiplerinin çok vahşi bir şekilde yitirildiğine şahit olmaktadır.

Oyun genelinde pek çok oyuncu birden fazla rolu üstlenmektedir, bazı kadın rollerinin erkek oyuncularca sahnelenmesi geleneği korunurken, oyuncuların kendi seslerini değiştirmeden kullanmalaıyla yabancılaştırma etkisi mi amaçlandığını sorgulaıyor.

Kostüm ve makyaj Nihal Kaplangi tasarımıyla bir Victorian oyunundan cok günümüzü yansıtmakta. Yöneticiler kürkle halktan ayrılmaya calışılmış, kadınların ve erkeklerin kostümden çok modern kıyafet ve aksesuarlar seçmelerine özen gösterilmiş.

Oyunun sahne, ışık ve dekor tasarımını üstlenen Cem Yilmazer, üç boyut ve hareketlilik ekleyerek görselliği zenginlestirilmeye çalışmış ancak sahnelere yardım etmekten çok dikkat dağılmasına yol açtığını düşünüyorum. Sahnenin ortasından geçen hayali nehir içinden çıkan plastik balık ya da abdestvari hareketlerle oyuncuların serinlemesi, komedi etkisi yaratsa da dekor/sahne uyumuna zarar veriyor. Temsili kırmızı koltuk, aşıklarin bankı, berber koltuğu, iktidar makamı ve benzeri karışık çağrışımlar yapmakta.

Sahnenin ruhuna bağlı olarak oyuncuların seçtikleri farklı plak/müzik kullanılması modernize bir farkındalık yaratmanın dışında etkili bir atmosfer izlenimine sebep olmadı.

Oyunculuklara geldiğimiz zaman takım oyunculuğu içinde oldukça başarılı bir performans çıkardılar. Bu bağlamda Shakespeare’in bu dönemindeki toplumsal sorunlara dikkat çekerken günümüzün sorunlarına dahi ışık tutabilen eserini sahneleyen Erkan Akkoyunlu, İrem Arslan Aydın, Caner Bilginer, Gün Koper, Hüseyin Köroğlu, Enes Mazak, Ertuğrul Postoğlu, Cengiz Tangör, Zeki Yıldırım’ a teşekkür etmek de biz seyircilerin vazifesi.